Van'da görev yapan hekimler, yavaş yavaş ortaya çıkan uyuz ve bitlenme vakalarının yayılmasından endişe ediyor. Türk Tabipleri Birliği ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) tarafından Van'da kurulan sağlık merkezine günde ortalama 300 hasta gelirken, bu hastalar en fazla üst solunum yolları enfeksiyonları, ishal, uyuz ve bit şikayetiyle geliyor. Sağlık merkezinde gönüllü olarak çalışan hekimler, hızlı bir şekilde yayılan bu hastalıkların salgın haline gelmesinden endişeleniyor. Söz konusu hastalıklar, insanların yaşam koşullarının hijyenik olmadığını gösterirken, 5-10 metrekarelik alanlarda kalabalık bir şekilde yaşamak da bu hastalıkların yayılma hızını arttırıyor.
Yaşam koşulları değişmeli
Çadırkentlerde, mevlanakentlerde ve kendi kurdukları çadır ve barakalarda onlarca, yüzlerce, hatta binlerce kişiyle aynı tuvaleti paylaşmak zorunda kalan depremzedelerin yaşam koşulları değişmediği sürece bu hastalıkların artması bekleniyor. Uzmanlar, uyuz, bitlenme ve ishal vakalarına sadece ilaç verdiklerini, ancak bunun yeterli olmadığını belirtirken, yaşam koşulları düzelmediği sürece ilacın da bir anlamı olmadığına dikkat çekiyor. Uyuz vakalarında çamaşırların kaynatılması gerekirken, depremzedelerin böyle bir imkanı bulunmuyor. Tedavi için sadece ilaç yeterli olmazken, sıcak su, temiz bir banyo ve tuvaletin olması gerekiyor. Buna rağmen depremzedeler günlerce hatta haftalarca banyo yapamıyor.
'Hastalıkların önünü alamayız'
Birlikte yaşayan insanlarda daha sık görülen bu hastalıkların önlem alınmaması halinde salgına dönüşebileceğinden endişe duyuluyor. Sağlık merkezinde görev yapan Dr. Ayşe Jini, ısınma, sıcak su, tuvalet ve küçük bir alanda kalabalık şekilde yaşama sorunlarının bir an önce çözülmesi gerektiğini vurguladı. İçme sularının da temizlenmesi gerektiğinin altını çizen Jini, sadece tedavi değil, koruyucu sağlık hizmetlerinin de geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Koşulların düzelmemesi halinde hastalıkların önünün alınamayacağına dikkat çeken Jini, "Koruyucu sağlık hizmetleri devreye girmezse tedavi eksik kalır. Toplumun hasta olmasını önleyemeyiz. Biz hastaya hasta olduktan sonra ne yapması gerektiğini anlatıyoruz. İlaç veriyoruz, ama bu koşullarda ne kadar tedavi edebileceğiz, ne kadar yayılmasını önleyeceğiz? Burada eksik kaldığımızı biliyoruz. Bunların topluma anlatılması gerekiyor. İnsanlar bir an önce çadırlardan çıkarılıp, konteynırlara yerleştirilmeli. Hijyenik hayat sağlanmalı" diye konuştu.