DENGE TV YENİ FREKANS 2012
DENGE TV YENİ FREKANS 2012
DENGE TV YENİ FREKANS 2012
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Türkiye'de her 10 çiftçiden biri hapiste!

Türkiye'de her 10 çiftçiden biri hapiste!
23.11.2011 / 09:44


Araştırmalara göre; her 3 çiftçiden 1'nin icra takibinde, her 10 çiftçiden 1'inin borçlarını ödeyemediği için hapiste olduğu Türkiye'de yanlış ve yanlı uygulanan politikalar nedeniyle tarım kan kaybediyor. Karadeniz'de çay-fındık, Ege ve Çukurova'da meyve-sebze, bölgede tahıl-tütün ve şeker pancarına yönelik kota ve alım fiyatı düşüklüğü tarıma büyük darbe vururken, birçok ürün ithal edilir duruma geldi. Tarımın şirketleşmesi politikasının devreye konulduğunu belirten Çiftçi-Sen Kurucu Genel Başkanı Abdullah Aysu, tarımın 1980'den bu yan tahrip edildiğini söyledi.



Bugüne kadar dünyada kendine yeten 7 ülkeden biri olarak gösterilen Türkiye'de yanlış ve yanlı uygulanan politikalar nedeniyle tarım kan kaybediyor. Resmi rakamlara göre, Türkiye'de bugün 20 milyon kişi tarım sektöründen geçimini sağlıyor. Bu rakam AB ülkelerinin tümündeki tarım istihdamının bile üstünde seyrediyor. Türkiye topraklarının yüzde 35'i tarım toprağı olarak işletilmesine rağmen, teknolojisinin yetersiz kalmasından dolayı üretim ve kalitede AB standartlarının gerisinde kalıyor.



Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre, 1982 yılında 2 milyar 300 milyon dolarlık tarım ithalatı gerçekleştirilirken, 1995 yılından bu yana tarıma dayalı ürün ithalatı 4 milyar dolara yaklaştı. Son 20 yıl içinde ithalat oranları 2 kat artan Türkiye, en temel gıda ürünlerinde bile dışa bağımlı bir ülke haline geldi. Büyüme yılı olarak ilan edilen 2003 yılında milli gelir ekonominin tümü itibariyle yüzde 5.9 oranında artarken, tarım ise yüzde 2.5 oranında küçülme yaşandı.



En temel ürünler ithal edilir duruma geldi



Küçülme oranı özellikle buğday, pamuk, tütün gibi temel ve stratejik ürünlerde yaşandı. 2002'de 1 milyar doların üzerinde gıda ve canlı hayvan ithalatı yapılırken, 375 milyon dolarlık hububat, 138 milyon dolarlık meyve ve sebze, 142 milyon dolarlık hayvan yemi ithal edildi. Uzmanlar Türkiye tarımının, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ve AB tarım politikaları arasında sıkıştığına dikkat çekiyor. IMF ve Dünya Bankası tarıma verilen iç desteklerin kaldırılmasını sağlarken, DTÖ buna ek olarak ithal ürünlerin iç pazara girişini kolaylaştıran bir öneriyle gümrük tarifelerinin indirilmesi kararını ortaya attı. Türkiye'de özellikle 1980'li yılardan sonra, tarımsal teşviklerin kaldırılması, bölgede süren çatışmalar ve arazilerin bölünmesi, sulamanın geliştirilememesi gibi faktörlerden dolayı tarım giderek zayıflarken 2000'li yıllarda Türkiye artık kendini beslemede yetersiz bir ülke haline geldi. Türkiye ilk kez iki yıl üst üste tarımda net ithalatçı durumuna düştü.



10 çiftçiden biri hapiste



Araştırmalara göre, her 3 çiftçiden 1'nin icra takibinde, her 10 çiftçiden 1'inin borçlarını ödeyemediği için hapiste olduğu Türkiye'de, Karadeniz'de çay-fındık, Ege ve Çukurova'da meyve-sebze, bölgede tahıl-tütün ve şeker pancarına yönelik kota ve alım fiyatı düşüklüğü tarıma büyük darbe vuruyor. Pirinç, Buğday, Ayçiçeği, Pamuk, Şeker pancarı, fındık ve kuru incir gibi ürünlerinde neredeyse ithal edilir duruma geldiği Türkiye'de AKP döneminde tarım dibe vurdu.



'Tarımı tekelleştiriyorlar'



"Uluslararası sermayenin çıkarları doğrultusunda uygulanan politikalar sonucu tarımsal üretim tümüyle çökertilmiş, çiftçiler borç batağında sefil durumda göçe zorlanmakta" diyen Çiftçi-Sen Kurucu Genel Başkanı Abdullah Aysu ise, dünya genelinde çiftçiliğin ortadan kaldırılması ve tarımı şirketleştirilmesi doğrultusunda bir plan program olduğuna dikkat çekiyor. Tarımın şirketleşmesinin temellerinin 1973'de Japonya'da günlük tarifeleri ve ticaret anlaşmasında atıldığını söyleyen Aysu, ancak ilk etapta ülkelerin tarımın özelleştirilmesinin dışında tutulması gerektiği yönünde karar verdiğini ancak, Türkiye'de 24 Ocak kararlarıyla birlikte IMF ve dünya bankası marifetiyle Türkiye tarımı serbest piyasanın için alınma kararı alındığını anlattı. "O andan itibaren Türkiye tarımında ciddi bir tahribatlar başladı" diyen Aysu, "Türkiye tarımı 1980'den bu yan tahrip edilmektedir" diye konuştu.



'Üçlü tahribat sistemi var'



Türkiye'de 3'lü tahribat süreci işletildiğini ifade eden Aysu, birinci aşamayı "Çiftçiyle kamunun bağı koparılmak istenmesi" olarak açıkladı. Bunun içinde kamunun verdiği tüm desteklerin giderek azaltılmasının planlandığını ifade eden Aysu, "Gene kamu bankaları aracılığı ila verilen tarımsal kredilerin faizleri yükseltilmeye çalışıldı ve destekleme alımı yapan ve aynı zamanda piyasayı düzenleyen kurumların özelleştirilmesi başlandı balık kurumu sektörü yan sanayiydi hepsi özelleştirmeye açıldı. Özelleştirmeler başladı ve en son çiftçinin de kendi asıl örgütü olan tarım satış kooperatif birliklerinin özelleştirilmesi gündeme getirildi" dedi.



Genel müdürlükler kapatıldı!



Tarım Bakanlığı'na ait 6 tane genel müdürlüğün kapatıldığını belirten Aysu, "Şöyle düşünelim bir an için Türkiye'nin üç yanı denizle çevrili ama Su Genel Müdürlüğü'nü kapatıyorsunuz ve bir yandan da Hayvancılık Bakanlığı kurmaya çalışıyorsunuz ama Türkiye'de Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü'nü kapatıyorsunuz. Bugün çoğu sıkça dile getirdiğimiz ve sıkıntılarını yaşadığımız gıdaların kalitesi kontrolüyle ilgili olan ve gıda kalite kontrol genel müdürlüğünü kapatıyorsunuz" dedi.



'Önce barışın tesis edilmesi lazım'



Türkiye tarımının böyle bitirildiğini ifade eden Aysu, bölge tarımına da değindi. Kürt illerinde yaşanan çatışmalı ortamın tarımı da bir hayli etkilendiğine işaret eden Aysu, çiftçilerin üretim yapabilmesi için barış ortamının sağlanması gerektiğine dikkat çekti. "Eğer siz böylesi bir huzursuz ortam yaratmışsanız o kurdun o kuşun orada barınmasını bekleyemezsiniz" diyen Aysu, "Nasıl HES'lerle Çoruh da Yusufeli'nde patlatılan dinamitlerle yaşam yok edildi. İşte bu noktada bizim doğamızı savunuyor hale gelmemiz gerekli. Bunun için ne yapmak gerekir? Bunu çok açık ve net bir şekilde söylüyorum. İlk önce barışın tesisi yapılması lazım barışın tesis edilmediği bir yerde tarımı gerçekleştirmek sürdürmek var etmek mümkün değildir. O da çiftçilerin yapabileceği bir konuda değildir. Bu bir merkezi devlet politikasıdır bu merkezi devlet politikasında bu barışın tesis edilmesi lazım. Doğanın hatırı için en azından kurdun kuşun hatırı için bize karşı ağzı dili olmayan kendilerini savunamayan bu canlılar için baştan düşünüp ve ondan sonra doğanın zinciri olan insan canlıları için herkes için gerekli olan bu barışın tesisi olması lazım" dedi.


Etiketler:
Bu haber toplam 232 defa okundu

Taraf'tan Erdoğan'a: Zorda olan sensin aslanım
Başbakan Erdoğan'ın WSJ'nin Uludere haberi ile ilgili yorumuna Taraf'tan sert bir çıkış geldi.
YAZARLAR