BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 15 Şubat komplosunun Türkiye'nin yaşadığı en önemli kırılmalardan birisi olduğunu belirterek, "Türkiye'nin bütün temel sorunlarının çözümü konusunda cesur adımlar atılmak isteniyorsa önce İmralı konusunda cesaretli olmak gerekir. Hükümetin İmralı politikası sorunların çözümüne eşdeğerdir. 7 ayı aşkındır tecrit içinde tecrit uygulayan hükümetin safsatalarına artık kimse kanmıyor. Öcalan'ın özgürlüğü ve sağlığına ilişkin bütün koşulların düzenlenmesi için yapılması gerekenleri savunacağız" dedi. Demirtaş, bütün engellemelere rağmen alanlarda demokratik tepkilerini ortaya koyacaklarını belirterek, yurttaşlara yapılacak olan protestolara katılım çağrısı yaptı.
BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin grup toplantısında konuştu. Demirtaş, hiçbir grup toplantılarını Türkiye'nin huzurlu olduğu bir ortamda yapamadıklarını belirterek, "KCK" adı altında yapılan operasyonlara dikkat çekti. Demirtaş, geçmişte DTP'ye, bugün ise, BDP'ye yönelik her gün her saat Türkiye'deki iktidar eliyle faşizan bir baskı yaşandığını belirterek, 14 Nisan 2009'da AKP hükümetinin kontrolünde başlatılan operasyonların devam ettiğine işaret etti. Demirtaş, "Bu operasyonların amacının tümüyle demokratik muhalefete diz çöktürmek olduğunu her zaman söyledik. Dün sendikalardaki kadınları da kapsayan bu operasyon gösterdi ki AKP'nin hiçbir alanda özgürce sesini söylemek isteyenlere tahammülü yok. Dün 150'den fazla siyasetçi gözaltına aldı" dedi. Demirtaş, sendikalı kadınlara yönelik yapılan operasyonun acele yapılmasının nedeninin 8 Mart öncesinde kadınların alana çıkarak taleplerini haykırmasının engellenmesi olduğunu belirterek, kadınlara yönelik operasyonunu da hükümetin talimatı ile yapıldığını kaydetti.
'Operasyonlar AKP faşizan operasyonudur'
Demirtaş, hükümet sözcülerinin ve bakanlarının operasyonların talimatının kendileri tarafından yapıldığını saklamadıklarının belirterek, "Pervasızca bu operasyonlar sonuna kadar gidecek diye açık açık yürütme erkinin yargıyı kontrol ettiğini söylüyor. Bundan biz bunlara yargı operasyonu demiyoruz. Bu AKP faşizan operasyonudur. BDP ve onun şahsında muhalefeti bastırma operasyonudur. Dünkü operasyonda sanatçılar gözaltına alındı. İçişleri Bakanı zaten bunun talimatını vermişti. 'Şiir yazan teröre hizmet ediyor' demişti. Ancak bu faşizan yönetim tarzının sadece BDP'li siyasetçilere ya da muhaliflere zara vermenin ötesinde Türkiye'nin bütün siyasi yapısını rehin aldığını bir kez daha izliyoruz" dedi.
'Bir milletvekili halkı için bedenini ölüme yatırdı'
Demirtaş, tutuklu Şırnak Milletvekili Selma Irmak ve beraberinde tutuklu kadınların Diyarbakır Cezaevi'nde başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevini hatırlatarak, Irmak'ın kendilerine yolladığı mektubu okudu. Demirtaş'ın mektubu okuması sırasında grup toplantısını izleyen yurttaşlar ise alkışladı. Demirtaş, seçilmiş bir milletvekilinin zindanda haksız yere tutulan arkadaşları ile birlikte bedenini ölüme yatırması önüne konuluyorsa bunun faşizan uygulamaların geldiği noktayı ortaya koyduğunu belirterek, "Bir vekil özgürlük için, kendi özgürlüğü için değil halkının özgürlüğü, ülkesinin özgürlüğü için bedenini ölüme yatırmış durumda. Bu elbette AKP'nin yarattığı baskı ortamını anlamak için tek başına yeterlidir. Arkadaşımız hükümetin uygulamaları ve kontrolündeki yargı nedeniyle cezaevinde bedenini ölüme yatırdı. Buradan sevgilerimizi gönderiyoruz. Bütün direnişçi özgürlük tutsaklarını selamlıyor halkımızı dayanışmaya çağırıyoruz" şeklinde konuştu.
'Komplo bütün açıklığı ile tartışılmadı'
Demirtaş, konuşmasının devamını ise PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın komplo ile Türkiye'ye getirilmesin ayırdı. Demirtaş, 15 Şubat komplosunun Türkiye kamuoyunun hiçbir zaman bütün açıklığı ile tartışmadığını kendilerinin her zaman komplonun öneminin altını çizdiklerinin belirterek, Türkiye kamuoyunun komployu bütün açıklığı ile tartışmış olması durumunda Türkiye'nin bugün içine girdiği krizlerin yaşanmamış olacağına dikkat çekti. "Bunlar tartışılmış olsaydı yıllar önce Türkiye'nin en büyük sorunu Kürt sorunu çözülmüş olacaktı" diyerek, "Her birimizin yaşamını bırakın yaşayanları doğmamış olanları bile etkileyen bu kadar derin süreçten söz ediyorsak. Bütün yaşananları tamamını kamuoyu ile paylaşılmalıdır. 13 yıldır İmralı'da devam eden bütün o uluslar arası komplo sürecinin bir kişiyi tecrit altına alma onu teslim alamadan öte komplonun temel amacının Türkiye'yi teslim alma olarak tanımladık. Sayın Öcalan kaçırılıp Türkiye'ye getirildiğinde 2 büyük amaç hedeflendi. Biri Türkiye'de içi karışıklık, etnik çatışma ile kaotik bir ülke yaratıp bunun üzerinden Ortadoğu'ya müdahale etmekti. İkincisi ise Türkiye siyasetini rehin almak ve Kürt sorununun çözümsüzlüğünü üzerinden uluslar arası bütün politikaların sürdürebilirliğini sağlamaktı" şeklinde konuştu.
'Öcalan'ın açıklamaları provokasyonu önlemeye dönüktü'
Demirtaş, İmralı'da PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın yaptığı sağduyu çağrıları üzerine etnik bir çatışmanın önüne geçildiğini belirterek, "Bunda hükümetlerin pozitif rolü olduğunu düşünmüyoruz. O dönem iktidarda olan rahmetli Ecevit kendisi bile olup bitenden bir sonuç çıkaramamıştır. 'Öcalan neden bize verildi, biz anlamış değiliz' demişti. Bu kadar karanlık ilişkiler yumağında Türkiye ipotek altına alınmıştır. O dönem Sayın Öcalan'ın yaptığı bütün çağrılar provokasyonu ve kaosu engellemeye dönük olmuştur. Nitekim kısa bir sürede kalıcı bir ateşkes sağlanmış PKK güçleri çekilmiştir. Türkiye reform sürecine girmiş toplum kısmi bir huzura kavuşmuş, Kürt sorununun çözümü önünde engel kalmamıştır. Yürütülen çaba bu ortamı sağladı. AKP iktidarı o dönemde altın tepside kendisine sunulan bu fırsatları bugün olduğu gibi o dönemde itti. Yıllarca Kürt sorununun çözümü konusunda adım atmayarak bu komplo sürecinin bir ayağının boşa çıkarılması için hiçbir şey yapmamıştır" dedi. Demirtaş, komplonun Kürt hareketini tasfiye etme ayağının başarılı olamadığını ama AKP sayesinde siyasi iktidarları kendine bağlama ayağının başarılı olduğunu kaydetti.
'Komplonun yıldönümünde alanlarda olacağız'
Demirtaş, BDP olarak komplonun yıldönümünde alanlarda olacaklarını ve kamuoyuna demokratik haklarını kullanarak komployu anlatacaklarını belirterek, İmralı sistemine son verilmesi, Öcalan'ın özgürlüğü ve sağlığına ilişkin bütün koşulların düzenlenmesi için yapılması gerekenleri savunacaklarını kaydetti. Demirtaş, kullanacakları haklarının kimi savcılar veya mahkemeler tarafından engellenmesinin kendilerini alı koyamayacağının altını çizerek yarın alanlarda olacaklarını söyledi.
'15 Şubat Türkiye'nin yakın tarihindeki en önemli kırılmadır'
Demirtaş, kendilerini tutuklamalar ile yıldırmaya çalışanların 2-3 yıldır İmralı'da görüşme yaptıklarını ve Türkiye kamuoyunun buna tepki göstermediğini, kalıcı barışı istediğinin ortada olduğunu söyleyerek, "Ondan dolayı kimse etkinliğimizi krimalize etmeye çalışmasın. 15 Şubat Türkiye'nin yakın zamanındaki en önemli kırılmadır. Bu böyle tespit edilmezse akıntıya kürek çekmek dışında bir şey yapılamaz. Türkiye'nin bütün temel sorunlarının çözümü konusunda cesur adımlar atılmak isteniyorsa önce İmralı konusunda cesaretli olmak gerekir. Hükümetin İmralı politikası sorunların çözümüne eşdeğerdir. 7 ayı aşkındır tecrit içinde tecrit uygulayan hükümetin safsatalarına artık inanmamak lazım. Hükümet sözcüleri bu hukuksuzluğu hükümet politikası ile uyguladıklarını her yarde de söylüyorlar" dedi. Türkiye'nin dizine kadar bataklığın içinde olduğunu ve her geçen gün bataklığını ortalarına doğru ilerlediğini kaydeden Demirtaş, " Komplo konusunda duyarlı olan herkesi bütün demokratik tepkilerini göstermeye çağırıyoruz. Doğru tarz doğru çizgi budur. Kürt sorunu bütün aktörleri ile çözüme dönük bir müzakere yürütülmedi. Esaslı bir müzakere yürütülmediği için bugün bu noktadayız. Barışın yolu buradan geçer. Bu komployu düzenleyen uluslar arası güçler şahsında bu komployu kınıyoruz. Biz onların istediği seviyeye Türkiye'yi getirmeyeceğiz. Bedeli ne olursa olsun direneceğiz" dedi.
'Yaşanan tartışmalar komplodan bağımsız değil'
Demirtaş, MİT-Emniyet-Yargı tartışmalarının 15 Şubat komplosundan bağımsız olarak ele anılamayacağını belirterek, "İki ayrı gücün çıkar çatışması ve bölgesel gelişmelerle bağlantılı değildir. Sadece müzakereciler ile operasyoncuların çatışması değildir. Hepsinden biraz içeren büyük bir AKP krizidir. Bu bir Türkiye krizi değil. Türkiye toplumunun neden olduğu bir kriz değil. AKP'nin adım adım yarattığı bir krizdir. Bir adım ötesini göremedin günlük çıkarları uğruna yapılan siyasetin geldiği noktadır. Defalarca uyardık. Kendi derin devletinizi kuruyorsunuz dedik. Kriz Türkiye'ye mal edilmeye çalışılıyor" dedi. Demirtaş, savcıların daveti üzerinden kıyamet koparılması gerekiyorsa bunun başka konular üzerinden olması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti: "Bu savcılar müzakereyi suç sayıyorsa bu konuda kıyamet koparmak lazım. Eğer bu savcılar bir takım bürokratları suçlayacaklarsa geçmiş dönemde müzakere yapmadığı için ölümlere neden olan bürokratları sorgulasınlar. Hükümet çıksın müzakere suç değildir desin. Yaptığının arkasında dursun. İkinci konu ise Özel Yetkili Mahkemeler konusunda kıyamet koparılsın. Bunlar dünyanın hiçbir yerinde yok. İstiklal mahkemelerini aratan özel yetkiler yaptınız. 2005 yılında bu yetkileri veren bu iktidardır. O mahkemelerin yaptığının arkasında duran kedileridir. Şimdi AKP'nin isot tarlasına girince kıyameti koparıyorlar. Vatandaşın canına girince alkışlıyordunuz" dedi.
'Ergenekon'dan öğrendiklerini bize uyguladılar'
Demirtaş, Ergenekon davası adı altında binlerce insanın AKP'ye komplo hazırladıkları iddiası ile göz atına alındığı, tutuklandığını belirterek, "Bunlar için site kurdular, gazeteciler eliyle komplo kurdular gibi şeyler söylediler. Peki AKP ne yapmış? Bize karşı internet siteleri kurdurmuş, bazı provakatif eylemleri yaptırmış. Gazeteciler eliyle yazı yazdırmış. Bütün bunları AKP, Ergenekon'dan öğrenmiş. Aynı şeyleri şimdi bize karşı yapıyor" dedi. Demirtaş, hiçbir şekilde içlerinde yönlendirme yapacak ne bir görevli ne de MİT ajanı olmadığını belirterek, "Varsa İstanbul'da Serap'ı yakanlar onların adamıdır. Cizre'de yurtları yakanlar onların adamıdır o zaman. Başbakan yardımcısı 'bunlara suç işlettik sızsınlar diye' diyor. O zaman açıkla bu suçlar nelerdir. Biz kimseye suç işletmedik. Demek ki Ergenekon'da yapılanların aynısını bize yapmaya çalışmışlar. Bütün bunlara başbakan açıkça destek verdi. Her aşamasında arkasındayız dedi. Bu başbakan ne zaman müzakereci olmuş. Hepsi savaş politikası konusunda uzlaşmış güçlerdir" dedi.
'Meşru talepleri olan bir mücadelenin neferleriyiz'
Yurttaşlara da psikolojik harekata dönük açıklamalara prim vermemeleri gerektiği çağrısını yineleyen Demirtaş, "Biz meşru talepleri olan bir mücadelenin neferleriyiz. Bunlara verilecek tek cevap daha fazla demokratik direniştir. Kimsenin bu mücadeleye tek bir leke koymasına müsaade etmeyiz" dedi. Demirtaş, yaşanan sorunun MİT Kanunu'nda yapılacak değişiklik ile Başbakan'ın yetkilerini arttırmaktan başka bir şeye yaramayacağının belirterek, "Evet gönderilen heyetin işlediği bir suç yok. Buna katılıyoruz. Ancak bunun yöntemi başbakanın yetkilerini arttıracak kanun değişikliği değil. Bunun yönetimi müzakere yapacak heyetin yetkilerini arttırmaktır. Eğer görevlendirdiğiniz heyetin meşruiyetine inanıyorsanız. Niye onlara yetki getiren teklif getirmiyorsunuz. Gelin bir barış konseyi kuralım kanunla açık yetki verelim. Kanunda Başbakan'ın niçin görevlendirdiği dahi yazmıyor. Yani git cinayet işle diye görevlendirdiği kişiyi bile yargılayamazsınız. Bu barış sürecini güçlendirme yasası değil. Milletvekillerinin tutukluluğu kanuna aykırı olmasına rağmen gelin kanun düzenlemesi yapalım dedik. O zaman 'Milletvekilleri için özel kanun olmaz' dediler. 'Yargıya müdahale' olur dediler. Peki burada ne yapıyorlar. Dün söylediklerinin tersini uygulayarak kendi çıkarları adına yapmaya çalışıyorlar. Peki MİT Müsteşarlığı Kanunu'nda özel madde var savcı onu tanımıyor. Yeni çıkardığın kanunu da tanımıyorum dese ne yapacaksın" dedi.
8 somut öneri
Demirtaş konuşmasını devamında ise yaşanan sorunun çözümüne ilişkin 8 somut öneri sundu. Demirtaş'ın sunduğu 8 maddelik çözüm önerileri şöyle:
1- Özel yetkili mahkemeler kaldırılmalıdır.
2- Terörle Mücadele Yasası'ndaki anti demokratik hükümler ayıklanmalıdır.
3- Kürt sorununun çözümünde siyasi desteğe de sahip olacak bir müzakere heyetinin güven içinde ve şeffaf bir çalışma yürütmesi için özel bir yasa ile Barış Komisyonu kurulmalıdır.
4- Barış Komisyonu Kürt sorununun bütün tarafları ile açık müzakereler yürüterek, elde ettiği sonuçlar üzerinden çözüm için Hükümete ve TBMM'ye öneri yapma hakkına sahip olmalıdır.
5- İfade, örgütlenme ve basın özgürlüğü önündeki bütün yasal engeller kaldırılmalıdır.
6- Siyasi amaçlı tutuklamalara son verilmeli, Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılmalı ve sürece katılımının önü açılmalıdır.
7- Bu süre zarfında imha amaçlı askeri operasyonlar yapılmamalı, PKK de her türlü silahlı faaliyetini durdurduğunu açıklamalıdır.
8- Yeni anayasa çalışmaları esaslı bir şekilde devam etmelidir.
'Önerilerimizin hayata geçme şansı var'
Demirtaş, sıraladıkları taleplerin dışında kaotik ortamdan çıkışın görünmediğini belirterek, "Binlerce siyasi tutuklu içerde halen tutuklamalar devam ediyor. Özel yetkili mahkemeler devletin kendisine dönüşmüş durumdadır. Sen sıra bana gelmesin diye 3-5 bürokratı kurtarma derdine düşmüşsün. Yaptığımız önerilerin hayata geçme şansı vardır. Kamuoyunun önemli bir kısmı tarafından desteklenecek önerilerdir. Hükümet samimim yaklaşırsa kısa süreç içinde bu kaotik süreçten çıkabilir. Bunları gerçekleştirmediği müddetçe herkes bilsin ki asla ama asla hükümetin demokrasi adına atacağı adım yoktur. Ne söylerlerse söylesinler pratik adım atılmadığı sürece bizim nazarımızda ilerleme olmayacağı açıktır. Bütün bu sorunların çözümüne katkı evermeye çalışacağız. Yeter ki çözüm iradesi ortaya çıksın. Biz küçük oy hesaplarıyla hareket eden bir yapı değiliz. Çözüm iradesi ortaya çıksın desteğimiz olur ama bunun samimi pratik adımlarını görmek istiyoruz" dedi.
Demirtaş, konuşmasını son bölümünde ise, Van'da yaşanan depremin ardından yurttaşların yaşadıklarına ayırarak, "Dün Van'daydım ama kalıcı çözümlerin halen hayata geçirilmediğini görüyoruz. Konteynır kentler halen kurulamadı. Bir F-16 parasıyla oraya konteynır kent kurulabilirdi. Roboski'ye attığını bombalar ile oraya konteynır kent kurulurdu. Van halkının dramı devam ediyor. Yardımlar halen kritiktir. Buradan bir kez daha yardım çağrısını yineliyorum" dedi.