DENGE TV YENİ FREKANS 2012
DENGE TV YENİ FREKANS 2012
DENGE TV YENİ FREKANS 2012
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

400 avukat: Öcalan'ın avukatı olmaya hazırız

400 avukat: Öcalan'ın avukatı olmaya hazırız
PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın avukatlarının tutuklanmasını, savunma hakkına darbe olarak değerlendiren 400 avukat, arkadaşlarının tek "suçunun" Öcalan'ın avukatlığını yapmak olduğuna dikkat çekerek, Öcalan'ın avukatlığını yapmaya hazır olduklarını açıkladı. Avukatlar, Türkiye Barolar Birliği, İstanbul Barosu ve diğer baroların, bu sürece tepki vermediğine dikkat çekerek, baroların sınıfta kaldığını söyledi.
10.02.2012 / 14:56


400 avukat, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın avukatlarının tutuklanmasını protesto etmek ve buna karşılık Öcalan'ın avukatlığını yapmaya hazır olduklarını açıklamak amacıyla basın toplantısı düzenledi. Cezayir Restaurant'ta gerçekleştirilen toplantıda avukatlar adına Ercan Kanar, Abdulbaki Boğa, Mahmut Taşçı, Ali Saydı, Bahri Belen, Kemal Aytaç konuştu. İlk olarak söz alan Ercan Kanar, savunma hakkının dokunulmazlığına dikkat çekerek, bunlara tutuklama bile demek istemediğini, çünkü bu işlemin ceza yargılaması hukukunda tutuklamaya verilen anlamla uzaktan yakından ilgisinin olmadığını söyledi. Avukatların tutuklanma gerekçesizliğine karşı, birçok kez itirazda bulunduklarını söyleyen Kanar, klişe yanıtlarla anayasaya, yasalara aykırı şekilde başvurularının reddedildiğini söyledi. Soruşturmaların hukuk mantığıyla ilgisi olmadığının altını çizen Kanar, "Siyasi iktidarın emrinde ve artık askeri vesayetin yerini alan terörle mücadele ittifak temelinde çalışan Özel Yetkili Mahkemeler bu itirazları duymamaya devam ediyor. Bu iktidar ve daha önceki iktidarlardan başlayarak bir canavar türettiler. Özel yetkili canavar. Bu canavar kendisini üretenleri de ısırmaya başladı" dedi. 



'Savunma dokunulmazlığını diktatörlüğe çiğnetmeyeceğiz'



Meslektaşlarının tek "suçunun" Öcalan'ın avukatlığını yapmak olduğunu hatırlatan Kanar, "Öcalan'la devletin her türlü birimlerinin denetimi altında görüşme yaptılar. Ama buna rağmen tek suçları İmralı'ya gitmek, Öcalan'a hukuki yardımda bulunmak. Bu noktada, 400 avukat olarak savunma hakkının, mesleğin onurunu korumak için, hem yasaya hem anayasaya, başta Havana kuralları olmak üzere, savunmanın dokunulmazlığına ilişkin ilkeleri hiçbir diktatörlüğe çiğnetmeyeceğiz. 400 avukat Abdullah Öcalan'ın avukatlığını yapmak için hazır olduğumuzu, hukuki yardımda bulunmaya hazır olduğumuzu Türkiye ve dünya kamuoyuna açıklamak istiyoruz" diye konuştu. 



'Barolar sessiz kaldı'



Kanar'ın ardından söz alan Ali Saydı da, operasyonların Kürt siyasetini savunmasız bırakmaya yönelik olduğunu belirterek, savunma hakkının kutsallığına dikkat çekti. Meslektaşlarını da eleştiren Saydı, özellikle tutuklu avukatların büyük kısmının üye olduğu İstanbul Barosu'nun bu konuya duyarsız kaldığını söyledi. Saydı'nın ardından konuşan Kemal Aytaç, tutuklamaların savunma hakkına saldırı olduğunu, halka saldırı olduğunu belirterek, "Bunun için bu metnin altına imza attım" ifadesinde bulundu. Demokrasi ve barış isteyenlerin savunma hakkından yoksun bırakıldığına dikkat çeken Aytaç, "Türkiye Barolar Birliği ve İstanbul Barosu ile diğer baroların tavrı ne yazık ki görmezden gelme, suskun kalma oldu. Böyle tarihsel bir süreçte İstanbul Barosu ve diğer barolar sınıfta kalmıştır" diye konuştu. 



'Öcalan'la pazarlık tutmayınca hıncını avukatlardan aldılar'



Avukat Mahmut Taşçı da, Öcalan'ın İmralı'ya ilk getirilişinde, infaz kanunlarının ihlal edildiğine, insan haklarının ihlal edildiğine dair çeşitli girişimlerde bulunulduğunu, CPT'nin koşulların uygun olmadığı yönünde karar verdiğini hatırlatarak, sadece göstermelik değişiklikler yapıldığını belirtti. Öcalan'ın 200 güne yakın ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmemesine dikkat çeken Taşçı, Oslo görüşmelerinin yapıldığını ve Öcalan'la pazarlığa oturulduğunu hatırlattı. Hatta bazı avukatların görüşme için teşvik edildiğini belirten Taşçı, "Sonradan yapılan tutuklamalar hukuku ihlal ettikleri için değil, Öcalan'la pazarlıktan sonuç alamadıkları için hınçlarını avukatlardan, halktan, gazetecilerden, siyasetçilerden çıkardılar" dedi. 



'Siz de bizimle dipsiz kuyuya düşersiniz'



Hükümete çağrıda bulunan Taşçı, "Hukuka, hukukçulara kulak verin. Evrensel hukuk normlarını taşıyan kanunlar yapın. Yargıyı siyasallaştırmayın. Yargının bağımsızlığı için gerekli tedbirleri alın. Böyle yapmazsanız, bir gün bize zehir haline getirdiğiniz, bize hazırladığınız dipsiz kuyuya siz de bizimle birlikte düşersiniz" uyarısında bulundu. Avukat Bahri Belen de, asıl tehlikenin avukatların tutuklanmasından çok, hak arama görevinin engellenmesi, yargıya müdahale olduğunu belirtti. Bu durumun toplumda kişi güvenliğinin kalmadığını gösterdiğine dikkat çeken Belen, kişi güvenliği olmadığı yerde adelet ve demokrasi olmayacağına dikkat çekti. 


Bu haber toplam 294 defa okundu

Taraf'tan Erdoğan'a: Zorda olan sensin aslanım
Başbakan Erdoğan'ın WSJ'nin Uludere haberi ile ilgili yorumuna Taraf'tan sert bir çıkış geldi.
YAZARLAR