İstanbul'da geçen sene Demokratik Yurtsever Gençlik (DYG) üyesi oldukları gerekçesiyle 19'u tutuklu 30 öğrencinin yargılandığı davanın ilk duruşması 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya tutuksuz yargılanan 3 öğrenci katılmazken, 27 öğrenci ve 30'a yakın avukat hazır bulundu. Duruşma başladığı sırada duruşma salonunun küçük olmasından kaynaklı mahkeme başkanı basın mensuplarının içeri alınmasına izin vermedi. Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada tutuklu yargılanan Sezar Duruk, Cihan Dara, Talat Şeyhanoğulları ve Fırat Baran, Kürt olduklarını belirtikten sonra kimlik tespitine Kürtçe cevap vermek istedi. Tercüman talebinde bulunan öğrencilerin kimlik tespitleri yapılmazken, mahkeme başkanı savunmalar bittikten sonra Kürtçe ifade talebini değerlendireceklerini belirtti. Kimlik tespitlerinin ardından tutuklu 19 öğrencinin savunması alındı.
'Bu dosya suçlu yaratıyor'
Savunma yapan öğrenciler, DYG'nin yasal bir partinin gençlik yapılanması olduğu ve üyesi olmanın suç olmadığını ayrıca DYG üyesi olmadıklarını ifade etti. Öğrenciler yaptıkları savunmalarda, karşıt görüşlü öğrencilerle aralarında yaşanan olayların farklı mahkemelerde duruşmalarının devam ettiğini ve bazı eylemlerden dolayı takipsizlik kararı dahi verildiğini belirtti. Üniversitede çıkan olayların tekrar bu dosya kapsamında delil olarak sunulmasının hukuki olmadığını söyleyen öğrenciler, karşıt görüşlü öğrencilerin beyanlarının dosyaya konulmasının da delil yetersizliğinden kaynaklandığını ifade etti.
Rektörlük 'ülkücüleri Devlet Bahçeli'ye şikayet edeceğim' demiş
Tutuklu yargılanan öğrencilerden İlhan Koyu, yaptığı savunmasında üniversitede karşıt görüşlü öğrencilerin kendilerine sürekli satırlarla saldırdıklarını ve bunun üzerine üniversite rektörlüğüne şikayete gittiğinde, "Öğrencilerle konuştum bir daha size satırla saldırırlarsa onları Devlet Bahçeli'ye şikayet edeceğimi söyledim" cevabı aldığını belirtti. Koyu savunmasının devamında üniversite rektörünün verdiği bu cevaptan sonra kendini korumak zorunda kaldığını belirterek, "Üniversite olaylarında mağdur olan taraf olmama rağmen bu dosyada sanık konumundayım. Bu dosya suçlu yaratıyor" dedi.
'Bakanlığın legal olduğunu belirttiği DYG nasıl illegal oluyor?'
Öğrencilerin ardından savunma yapan avukatlar ise genel olarak dosyada delil olmadığından kaynaklı savunma yapmakta zorlandıklarını belirtti. Avukatlardan Hüseyin Boğatekin, Diyarbakır'da görülen Yurtsever Demokratik Gençlik (YDG) davasını örnek göstererek bu davadan yargılanan öğrencilerin hepsinin beraat ettiğini belirtti. Savunma yapan avukatlardan Sinan Zincir ise, DYG'nin Meclis'te grubu olan bir partinin gençlik yapılanması olduğunu söyleyerek, "BDP milletvekilleri Adalet Bakanlığı'na sordular DYG illegal bir örgüt müdür diye. Bakanlıktan gelen cevapta kendilerine böyle bilginin gelmediği ve DYG'nin legal bir yapılanma olduğu belirtiliyor. Peki, ben soruyorum Adalet Bakanlığı'na gitmeyen ama emniyete giden bilgi nereden gitti" diye konuştu. Yargılanan 30 öğrenci hakkında 3 yıldır teknik takibin yapıldığını ama bugüne kadar haklarında hiçbir yargılamanın olmadığının altını çizen Zincir, "Bu operasyon deliller üzerine yapılmadı. Tamamen iktidarın politikaları tutmadığı için tutuklama furyaları başladı. İktidar odaklı yürütülen bu operasyonlarda gencecik öğrenciler kurban edilmesin" dedi.
'30 yıllık asimilasyon politikalarına inat: Em Kurdin gerek em Kurdî bi axifin'
Duruşmada Kürtçe kimlik tespiti yapmak isteyen ama izin verilmeyen ve bu yüzden kimlik tespitleri yapılmayan Sezar Duruk, Cihan Dara, Talat Şeyhanoğulları ve Fırat Baran savunmalarını da Kürtçe yapmak istedi. Duruk önce Türkçe yaptığı konuşmasında "Türkiye'de 30 yıldır sürdürülen baskıcı politikalara inat ben yaşamımda anadilim olan Kürtçe konuştum. Ve burada da savunmamı Kürtçe yapmak istiyorum. Em Kurdin gerek em Kurdî bi axifin" dedi. Mahkeme Başkanı Kürtçe savunma taleplerini duruşma sonrasında açıklayacağını söyleyerek, 4 öğrencinin savunmasını almadı. Avukatlar, tutuklu öğrencilerin üzerine ifade veren tutuksuz yargılanan 2 öğrencinin de savunmalarının alınmasını istedi. İki öğrencinin ifadesinin ardından mahkeme kararını açıklamak için duruşmaya yarım saatlik ara verdi.
'Kürtler, azınlık değil bu yüzden anadilde savunma yapamaz'
Aradan sonra kararını açıklayan mahkeme heyeti, Kürtçe savunma yapmak isteyen 4 öğrenci için, 1923 tarihli Lozan Antlaşması'na atıfta bulunarak, Kürtlerin Müslüman oldukları ve bu yüzden azınlık konumunda olmadığını ve bu yüzden azınlıklara tanınan anadilde savunma hak talebini kabul etmeyeceklerini belirtti. Kürtçe savunma talebine mahkeme heyeti ayrıca soruşturma aşamasında sanıkların Türkçe ifade verdiği ve Türkçe eğitim gördüklerini örnek göstererek, "Yasal temelinin bulunmadığı ve hukuki bir ihtiyaca dayanmadığı gibi yargılamanın uzamasına sebebiyet vereceği anlaşılmaktadır" diyerek talepleri reddetti. Ayrıca sanıkların bir dahaki duruşmada savunmaları Türkçe yapmaları, Kürtçe savunma talepleri devam etmesi halinde "Savunma hakkını kullanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının açıklanarak ihtarına" karar verildi.
3 öğrenci tahliye oldu
Mahkeme heyeti verdiği kararda Mehtap Oktar, İlhan Koyu ve Fatma Özdemir'i tahliye ederken 16 öğrencinin, delil karartma, kaçma şüphesi ve kuvvetli suç şüphesi bulunması gerekçesiyle tutukluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı 24 Mayıs 2012 tarihine erteledi. Ayrıca mahkeme heyeti, öğrencilerin üniversitede çıkan olaylardan ötürü yargılandıkları Asliye Ceza Mahkemesi'nden davalarla ilgili bilgi ve belge talebinde bulundu.