DENGE TV YENİ FREKANS 2012
DENGE TV YENİ FREKANS 2012
DENGE TV YENİ FREKANS 2012
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Kışanak: Protokoller halen hükümetin masasında

Kışanak: Protokoller halen hükümetin masasında
BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, Kürt sorununun diyalog ve müzakere ile çözülebileceğini, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın13 yıldır İmralı'da uygulanan tecride rağmen barış yaklaşımından vazgeçmediğini belirterek, "Halk 3,5 milyon imza ile Öcalan'ı muhatap gösterdi. O imzalar halen TBMM'dedir. Çözüm aramak istiyorsanız, bunun yolu açıktır. 3 protokol halen hükümetin masasındadır" dedi. Kışanak, TSK'nın kendisi hakkında başlattığı hukuki sürece ilişkin olarak ise, "Onlar katliamcı sıfatıyla yargılansın. Ben katliamcılara hakaret etmekten yargılanmaktan gurur duyarım" dedi.
07.02.2012 / 16:14






BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, partisinin grup toplantısında partililere seslendi. Kışanak, Roboski'de yaşanan katliamın üzerinden 39 gün geçtiğini, 19'u çocuk 34 yurttaşın savaş uçaklarının attığı bomba ile hayatını kaybettiğini hatırlatarak, bu kadar büyük bir katliama karşı resmi açılamaların doyurucu olmamasını eleştirdi. Kışanak, insanların tüylerini dahi diken diken eden katliam karşısında sürekli olarak "Soruşturma devam ediyor" sözünün tekrarlandığını belirterek, "Bu soruşturma acaba hangi imkansız zeminlerde yürütülüyor ki 40 gündür ne olduğunu anlayamadık. Bu ülkedeki savaş uçaklarına kim emir verebiliyor. Bu kararı veren bu kadar belirsiz midir. Yabancı bir devlet mi verdi bulup çıkaramıyorlar? Gizli güçler mi buna karar veriyor. Bu ülkenin ordusu, savaş uçakları kimin emrinde, bilinmiyor mu? " dedi.



'Katliam talimatını Başbakan ya da Genelkurmay Başkanı verdi'



Kışanak, açık ve aleni bir durum ile karşı karşıya olunduğunu, savaş uçaklarına talimat verecek kişilerin belli olduğunu bunu, Başbakan, Milli Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı olduğunu belirterek, "Bu ülkenin sivil insanlarını bombalayarak paramparça etti gerçek bu kadar açık ve yalın. Ama buna 40 gündür cevap veremiyorlar. Başbakan Suriye'deki katliamlarla, Filistin ile ilgileniyor. Saatlerce Gazze'de ki dramı anlatıyor. Evet onlarda hepimizin sorunudur. Başbakan olmadan önce de zaten insanlar Filistin davasına sahip çıkıyordu. Her şeyi bu kadar gündem yapan Başbakan, Uludere katliamını ağzına alamıyor, alamıyor" dedi. Kışanak, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun Uludere'de temaslarda bulunduğunu ve komisyon üyelerinin açıklamalarından orda bulunan askeri ve sivil yetkililerin bombardımanda karar verici bir yerde olmadığının anlaşıldığını vurgulayarak, "Bu sözler açıkça bize bu katliamın doğrudan Ankara'dan planlandığı yönetildiği ve talimatın buradan verildiğini gösteren sözlerdi. Bu konuda karar verebilecek makamlar ve kişiler belli. Bu talimatı ya Başbakan ya da Genelkurmay Başkanı verdi. Ya ada ikisi birden. Çıkıp bunu kamuoyuna açıkça söylemelidirler" şeklinde konuştu. 



'MGK'da ne planlandı'



Kışanak, katliamdan bir gün önce 28 Aralık günü Ankara'da Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) toplandığını ve bu toplantıya Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar ve kuvvet komutanlarının katıldığını hatırlatarak, toplantının ardından hemen akşam Roboski'de katliam yaşandığının altını çizdi. Kışanak, MGK toplantısına ilişkin şu soruları yöneltti: "MGK'da o gün bu konu gündeme geldi mi? Kendi deyimleri ile tanımladıkları 'bölücü faaliyetler kapsamında' hangi bilgileri o gün konuştular? Hangi yol ve yöntemlerle mücadeleye karar verdiniz? MGK'da ne planlandı? Orada birileri bir istihbarattan söz etti mi? Birileri böyle bir operasyona karar verdi mi?" Kışanak, bütün bu soruların ortay çıkarılması gerektiğinin altını çizerek, "Heronların uçmasına kim karar verdi. Görüntüler nereye aktarıldı. Kimler izledi. Değerlendirmeyi kimler yaptı. Varsa elinizde hangi bilgi bunları açıkça izah ediniz. Böyle bir katliamı gizlilik perdesinin arkasında soruşturuyormuş gibi gerçeğin üstünü örtmeye çalışmayın. Bu soruların cevabı verilmediği sürece kamu vicdanı rahat olmayacaktır. Bu katliamın sorumluluğu siyasi iktidarın sorumluluğu olarak anılacaktır. Bu konuda gerekli soruşturmayı aciliyet içerisinde ve gerekli önlemleri alarak yürütmeyenler, eleştirimiz karşısında hemen harekete geçiyor" dedi.

'Kafalarında 40 tilki 40 senaryo oluşturuyor'



Kışanak, binlerce siyasetçinin "delil karartma" gibi bir gerekçe ile 3 yılı aşkındır cezaevlerinde tutulduklarını, ancak katliamla ilgili soruşturma kapsamında kimsenin görevden alınmadığını belirterek, "Delillerin karartılma ihtimalini düşünmüyorlar. 40 gün geçti her halde kafalarında 40 tilki 40 senaryo üretiyor bunu nasıl çarpıtırız diye. Buna izin vermeyeceğiz" dedi. Kışanak, daha önceki grup toplantısında söylediği "3 paşayı güdemiyorsunuz" sözünün birilerinin zoruna gittiğini belirterek, TSK'nın kendisi hakkında açtığı davayı eleştirdi.



'Ben katliamcılara hakaret etmekten yargılanmaktan gurur duyarım'



Kışanak, "Bir kez daha net söylüyoruz. Bu katliamda dahili olan herkesin açığa çıkması için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Üstüne alınanlar katliamın sorumluluğunu da her halde üstüne alıyorlar. Çıksınlar biz hükümet ile birlikte pişirdik desinler. Onlar katliamcı sıfatıyla yargılansın, bende katliamcılara hakaret etmekten yargılanmaktan gurur duyarım. Bu memlekette katliam yapmak halkı öldürmek serbest eleştirmek protesto etmek yasak, bu anlayışı kabul etmedik bugüne kadar, bundan sonra da etmeyeceğiz. Halkımızla birlikte bu olayın sonuna kadar yürüyeceğiz. Bunun hesabını sonuna kadar soracağız" dedi. Kışınak, 34 merkezde hayatını kaybeden 34 yurttaş için mevlit okutacaklarını, yarın da Roboski'de katliamın yaşandığı yerde kitlesel bir mevlit okutacaklarını belirterek, yurttaşlara duyarlılık çağırısı yaptı. 



'Bizi cezaevine koyabilirsin ama özgürlüklerimizi hapsedemezsiniz'



Yaşanan sürecin Kürt sorunundan bağımsız olmadığının altını çizen Kışanak, Batman'da yapılan gözaltılara değindi. Kışanak, Batman'da BDP, STK ve meslek örgütleri yöneticilerine "KCK" adı altında yapılan operasyonda çok sayıda yurttaşın gözaltına alındığını bunlardan 19'unun tutuklandığını, diğerlerinin savcılıktaki işlemlerinin devam ettiğini belirterek, operasyonunu bütün gerekçesinin Kent Meclisleri olduğunu, bunun nedeninin ise, AKP'nin örgütsüz bir toplum istemesi olduğunu söyledi. Kışanak, "Kendi siyasetinize sınırsız bir alan açmaya mı çalışıyorsunuz. 6 bin insanımızı cezaevine koydunuz. Her birinin görev ve sorumluluğu aynı coşku ile başka arkadaşlar tarafından yapılıyor. Sizin 'KCK' adı altında tutsak etmeye çalıştığınız şey halkın talepleri, özgürlüğüdür. Buna gücünüz yetmeyecek. Bizi cezaevine koyabilirsiniz ama bir halkın özgürlük arayışını hak ve özgürlüklerini hapsedemezsiniz. Buna gücünüz yetmeyecek" dedi. Operasyon kapsamında Batman Din Alimleri Derneği (DAD) Başkanı Ahmet Yaman'ın da gözaltına alındığını belirten Kışanak, AKP'nin dindarlığının da bu kadar olduğunu vurgulayarak, "Eğer sizin ise özgürlük var. Gerçekleri anlatıyorsa özgürlük yok. Bu sonuçsuz beyhude çabaların bir an evvel durmasını istiyoruz. Sonuç alma şansı yoktur. Milyonlarca insanın özgürlük arayışını tutuklama ile bastıramazsınız" ifadesini kullandı. 



'Zihniyetiniz faşizan bir zihniyettir'



Kışanak, konuşmasının devamında Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın Kürtçeye ilişkin yaptığı açıklamalara değinerek, "Bakan çıktı, 'Kürtçe bir medeniyet dili mi' diye sordu. Sizin medeniyetten kastettiğiniz nedir. Medeniyet ve gayri medeni olanlar kimlerdir. Bu bir ırkçı yaklaşım değil mi? Sen bu hakkı nerden buluyorsun. Bir dönemler medeniyeti batılılaşma olarak tanıtıyorlardı ondan sonra bir dönem Türkleşme olarak şimdi neye göre tanımlıyorsunuz. Irkçılık yapıyorsunuz. Zihniyetiniz tekçiliğe göre işleyen faşizan bir zihniyettir. Bunu söylerken bir taraftan da bir alfabeleri varsa da bizden 2-3 harf noksan diyor. Kürtçenin 3 harf fazla olduğunu bilmiyor. Bunu eksik zannediyor. Biz yasa teklifi verdik Harf Kanunu diye bir şey var, bu 21. yy'da ayıptır dedik. Bunu değiştirin şu 3 harfi de o tablonun içine koyun dedik. Şu anda TRT 6 o harf kanununa göre yasa dışı yayın yapıyor. Çünkü bu harf kanunu o 3 harfi yasaklıyor. 5 yıldır AKP böyle bir yasayı gündemine bile almıyor. Çünkü arkasında herkesin bir gün Türk olmasını amaçlayan Türkçü bir yaklaşım vardır. Madem medeniyet dili değil neden Mem û Zîn'i yayınlıyorsunuz" dedi. 



'Özgürlüklerimizi sonuna kadar yaşamaya kararlıyız'



Askeri ve siyasi operasyonların temel amacının Kürtleri taleplerinden vazgeçirmek için olduğunu kaydeden Kışanak, "Anadilde eğitimden, kimlik talebinden vazgeçin aksi taktirde sizi tutuklarız katlederiz diyorlar. Biz bu süreci böyle algılıyoruz ondan bu zihniyeti yeninceye kadar bütün değerlerimize çok daha fazla sahip çıkacağız. Kendi tarihlerine bakarlarsa 1926 ve 38'de heyetler oluşturup Kürdistan'dan ezgileri getirdiler. Bu ezgileri Türkçeye çevirdiler. Yurttaş Sesler Korosu'nu da bundan dolayı kurdular. Halen bunu devam ettirmeye çalışmak. Bundan medet ummak akılsızlık değil de nedir? Bu zihniyete karşı yapılacak tek şey var, bu ülkenin çoğulcu kimliğini sonuna kadar yaşatmaktır. Çünkü bu zihniyet biz vereceğiz diyor. Gönlünden ne kadar koparsa onu vereceğiz diyor. Bir halkın kimliğini verme kelimesi olarak tanımlamak korkunç bir durumdur. Bir halkın dili onun kendi öz varlığındır. Bunu kimse ona veremez zaten. Biz kimsenin bir şey vermesini beklemiyoruz. Bizde olan özgürlüklerimizi sonuna kadar yaşamaya kararlığıyız" diye kaydetti. 



'Protokoller halen hükümetin masasında'



Kışanak, Pazar günü İstanbul'da BDP öncülüğünde yapılan panele atıfta bulunarak, tartışmalarda Kürt sorununun diyalog ve müzakere yöntemi ile çözmenin mümkün olduğunun vurgulandığını ve PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın 13 yıldır İmralı'da uygulanan tecride rağmen barış yaklaşımından vazgeçmediğini kaydetti. Kışanak, 3 protokolün halen hükümetin masasında durduğunu belirterek, "Bu yolu deneyerek konuşarak bu sorunu çözmek halen mümkündür. Biz parti olarak kolaylaştırıcı olmak için, Demokratikleşme programının barışa hizmet etmesi için tüm sorumluluklarımızı yerine getirmeye hazırız. Bu konuda sürekli bir gayret içinde olduk. Bundan sonra da olacağız. Birileri dağa taşa sormaya davet ediyor. Nehirlere soralım diyor. Biz diyoruz ki daha kolayı var dili olan konuşan halka soralım. İnsanlara soralım. Anadilde eğitimi Kürt halkına soralım. İstiyor musunuz, istemiyor musunuz diyelim. Hemen yarın sandık kuralım. Kürtlerin yoğun olduğu coğrafyada sandık kuralım halka soralım. Bu kadar basit. Soracak yer arıyorlarsa dağa taşa başlarını vurmasınlar" dedi. 



'Sorun diyalog ve müzakere ile çözülür'



Kışanak, 3,5 milyon insanın Öcalan'ı muhatap olarak işaret ettiğini ve bu kapsamda toplanan imzaların TBMM'de olduğunu belirterek, "Sorun halka işte halkın cevabı buradadır. Bunun gereğini yapmak artık demokrasinin ve çözüm isteyen bir zihniyetinin gereğidir. Çözüm aramak istiyorsanız, bunu bir tek yolu var. Herkes kendi kimliğini sınırsız yaşayacaktır. Asimilasyondan vazgeçin bu ülkenin yurttaşları hazırdır. Ama sizin ırkçı, ayrımcı politikalarınız bu halkta duygu kırılması yaratıyor tabi ki. Bunu onarmanın da yolu var. Gelin kuralım Hakikatleri Araştırma Komisyonu, bütün gerçekleri orda sonuna kadar konuşalım. Bu da halkın iradesi sorun işte halka. Bu nedenle bir kez daha çağrımızı yineliyoruz: Türkiye'de tüm yurttaşlarımız tüm insanlarımız temel hak ve özgürlüklerini sınırsızca yaşayacağı bir ortam arayışı içindedir. Bizim politikamızın temel misyonu da budur. Bu ülkede yaşayan her insanın kimliği, kültürü, dili neyi gerektiriyorsa bunu sınırsızca yaşayabilmesidir. Buna karşı çıkıp 90 yıldır üretilen yalan yanlış bilgiler ile kimseyi kandırmaya çalışmayın artık. Bu politikanın itibarı kalmamıştır. Her gücü eline geçiren kendi istediği doğrultuda nesil yetiştirmek istiyor. Zaten bu ülkenin felaketi de bu zihniyetlerde. Tornadan çıkmış insanlar ile ülkeyi geleceğe taşımak mümkün değil. Bırakın insanlar istediği gibi yaşasın" dedi. 



'Tutuklanmak istenen Zarakolu'nun özgürlükçü yaklaşımıdır'



Kışanak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Dindar nesil yetiştirmeyi istiyoruz" söyleminin sonuna kadar problemli bir yaklaşım olduğunu belirterek, inanan insanların inancını sınırsızca yaşamasından yana olduklarını ancak, "Benim çizdiğim kalıp budur bunun içinde olursan dindar vatanda, özde vatandaş olursun dışına çıkarsan kötüdür" yaklaşımının da yanlış olduğunu belirterek, sonuna kadar özgürlükçü yaklaşılması gerektiğini vurguladı. Kışanak, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in "Dışarıda özgürlük yok diyorsunuz. O zaman neden tutuklanmaktan şikayet ediyorsunuz" sözlerini eleştirerek, şunları kaydetti: "Dışarıda ne özgürlüğü var. Anadilde savunma özgürlüğü yok. Emekçinin hakkını arama özgürlüğü yok. Katliamın hesabını sorma özgürlüğü yok. Bakın Sayın Zarakolu şu anda cezaevinde ve Nobel barış ödülüne aday gösterildi. Onu 'KCK' adı altında tutukladılar ama asıl tutuklamak istediklerin onun özgürlükçü yaklaşımıdır. Bu ülkede farklılıkları yok ettiniz. Dışarıda ki özgürlükler bunlar. Bunları beğenmiyoruz sayın bakan. Bu ülkede ileri demokrasi sözü ağza bile alınamaz. Bu ülkede 100 gazeteci tutukludur. Sendikacılar, avukatlar tutukludur. Tutuklu hukukçular konusunda rekor kıran bir ülkeyiz. Ondan sonra dışarıda yeterince özgürlük var diyorlar. Zihniyet böyledir. Bu nasıl bir mantık anlamış değiliz. Tüm haklarımız için mücadele edeceğiz ve kazanacağız."


Bu haber toplam 321 defa okundu

Taraf'tan Erdoğan'a: Zorda olan sensin aslanım
Başbakan Erdoğan'ın WSJ'nin Uludere haberi ile ilgili yorumuna Taraf'tan sert bir çıkış geldi.
YAZARLAR