Kuşadası'nda 4 Şubat 2011'de bir kafeteryada oturan Muharrem Süren ve Battal Battaloğlu'na "Hakkında arama kararı" bulunduğu gerekçesiyle sivil polisler kimlik sordu. Bunun üzerine Süren de, "Sizin kimliğinizi görebilir miyim?" diye sorunca, tartaklanarak gözaltına alındı. Hakkında herhangi bir arama kararı olmadığı ortaya çıkan Süren, bir gün emniyet müdürlüğünden kaldıktan sonra "Polise mukavemetten" ve "Polise görevini kullandırtmamak" suçlamasıyla savcılığa çıkarıldı. İfade işlemlerinden sonra savcılık tarafından serbest bırakılan Süren, polisler hakkında davacı oldu. Kuş Adası 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nde açılan davada hakim, olayın görgü tanıkların beyanlarını dikkate almazken, olayın geçtiği kafeteryanın güvenlik kameralarının kayıtlarını incelemeyi de uygun bulmadı. 08 Aralık 2011'de karar duruşması görülen dava da mahkeme Süren'e, "Polise mukavemetten" ve "Polise görevini kullandırtmamak" suçlamasıyla 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası verdi. Süren, verilen ceza için temyize başvurdu.
Yaklaşık bir yıl önce gerçekleşen olayı anlatan Süren, kafeteryada oturdukları sırada 2 sivil polisin yanlarına gelerek kimlik sorduğunu belirtti. Süren, "Biz polislere kimliklerini sorduk. Kafalarını sallayarak size kimlik göstereceğiz dediler. Kimliklerimizi aldıktan bir kaç dakika sonra gelip hakkımda arama kararı olduğunu söylediler" dedi.
'Siz öldürülmesi gereken teröristlersiniz'
Gözaltına alınıp polis aracına götürüldüğünü belirten Süren, aracın içinde polisler tarafından darp edildiğini iddia ederek, "Aracın içinde beni tartaklamaya başladılar. Boynuma ve karın boşluğuma yumruklar attılar. Aracın içinde bir polis sürekli 'Siz öldürülmesi gereken teröristlersiniz' diyordu. Beni hastaneye sağlık kontrolü için götürdüler. Hastanede de darp edildim. Bir gece gözaltında kaldım. Daha sora polise mukavemet ettiğim gerekçesiyle savcılığa çıkarıldım. İfadem alındıktan sonra serbest bırakıldım" diye konuştu.
Aynı hastanede iki ayrı darp raporu aldı
Süren, gözaltından savcılığa sevk edildiği sırada polisler eşliğinde Kuşadası Devlet Hastanesi'ne götürüldüğünü ve hastanede kendisine hafif şekilde darp edildiği yönünde rapor verildiğini söyledi. Süren, gözaltından çıktıktan sonra tekrar aynı hastaneye gittiğini kaydederek, "Bu sefer aynı hastanede başka bir doktor rapor verdi. O raporda ise 'Boynunda, ayak bileğinde, dizinden darp edilmiş ve bir dişi kırılmış' diye rapor verildi" dedi.
Mahkeme delileri dikkate almadı
Mahkemenin hastane raporlarını ve görgü tanığın beyanını dikkate almadığını belirten Süren, kafeterya güvenlik kamerasının incelenmesi durumunda polisin uyguladığı şiddetin bütün gerçekliğiyle ortaya çıkacağına söyledi. Görüntülerin izlenmesi için mahkemeden istek bulunduklarını ancak mahkemenin buna gerek görmediğini belirten Süren, "Hem şiddete maruz kalıyorum. Polisler tarafından bir sürü kişinin gözü önünde darp ediliyorum. Ancak polise mukavemetten ceza alıyorum. Böyle bir hukuk anlayışı ancak burada olur" şeklinde konuştu. Süren, kararı temyiz ettiğini dile getirerek, hukuki süreci takip edeceğini, hukuk mücadelesinden vazgeçmeyeceğinin altını çizdi.