DENGE TV YENİ FREKANS 2012
DENGE TV YENİ FREKANS 2012
DENGE TV YENİ FREKANS 2012
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

JİTEM üssünde çıkan kemikler, mezarsızlar için umut oldu!

JİTEM üssünde çıkan kemikler, mezarsızlar için umut oldu!
Diyarbakır'da JİTEM merkezi olarak kullanılan alanda yapılan kazılarda 11 kişiye ait kemik çıkarken, kayıp yakınlarının da DNA için İHD'ye başvuruları devam ediyor. Her birinin ayrı bir hikayesi olan ancak, aynı kaderi paylaşan kayıp yakınlarının gözü, kaybettiklerinin akıbetini öğrenme umuduyla yapılan kazılarda.
17.01.2012 / 09:39


1990'lı yıllarda bölgede kaçırılarak kaybedilen ve faili meçhul cinayetlerde yaşamını yitirenlerin adresi olarak gösterilen Diyarbakır'daki JİTEM üssünün İçkale'deki eski binasında restorasyon çalışmaları sırasında insan kemiklerinin ortaya çıkmasının ardından başlatılan kazılar sürüyor. Gözaltında yaşanan kayıpların ve infazların adeta günlük yaşamın bir parçası haline geldiği söz konusu dönemde, Abdulkerim Kırca, Cem Ersever, Arif Doğan, Aytekin Özen ve Abdulkadir Aygan gibi JİTEM'cilerin kullandığı alanda genişletilerek sürdürülen kazılarda, şu ana kadar 11 kişiye ait kemik bulundu. 

18 aile İHD'ye başvurdu

Dönemin devlet hiyerarşisinin en üst yetkili isimlerinin yanı sıra itirafçı ve bazı korucuların da yer aldığı, yüzlerce faile meçhul cinayet ve kaybın adresi olarak gösterilen JİTEM merkezinde kazılar sürerken, ailelerin de hukuki başvuruları devam ediyor. "Girişi olan çıkışı olmayan" yer olarak ün yapmış mekanda çıkan kemiklerin yakınlarına ait olabilme ihtimali üzerine şu ana kadar 18 aile İHD'ye başvurarak yardım talebinde bulundu. Gözaltında kaybedilen insanların cesetlerinin toprağa gömülü olduğu yaygın kanaatti ile, tükenmeyen umutlarıyla İHD'ye başvuran ailelerin ortak hikayesi ise yürek burkuyor. 

18 yıldır eskimeyen bir umut

JİTEM'in Diyarbakır'daki en kanlı eylemlerini yürüttüğü bir dönemde oğlu Cezair (17) ile ağabeyleri Hasan ve Mehmet Selim Örhan'ın askerler tarafından götürüldüğünü ve kaybedildiğini belirten Salih Örhan, yakınlarının akıbetini öğrenmek için yıllarca çalmadık kapı bırakmadığını belirtiyor. Kulp İlçesi Çağlayan (Zara) Köyü'ne bağlı Dereboyu (Adrok) Mezrası'nın 1994'te yakılması üzerine komşu köy olan Karpuzlu Köyü'nün Kıran Mezrası'na geçerek çadırlarda kaldıklarını söyleyen Örhan, yaşatılan acılara vurgu yapıyor. Örhan, köy halkının günlerce çadırlarda kaldığını ve köye gitmelerine izin verilmediği için mahsullerinin yerde kaldığını aktardı. Ancak günler sonra Kulp jandarma Karakolu'na giderek ekinlerini yerden kaldırmak için izin istediklerini ifade eden Örhan, oğlu ve 2 ağabeyinin köyde çalışırken bölgede sürdürülen operasyonlara katılan askerler tarafından zorla alıkonulduğunu belirtti. Örhan, "Askerler oğlumu ve ağabeylerimi zorla çekip almış. Annesi ve köydekiler engel olmaya çalışmış ancak 'bırakmazsanız sizi öldürürüz' tehdidiyle geri çevrilmişler. Ben orada değildim, ben de orada olsaydım beni de alacaklardı" dedi.

Başvurular sonuçsuz kaldı

Götürülen 3 kişi için sırasıyla Seyrek Köyü Karakolu, Kulp ve Lice İlçe karakolları, Diyarbakır Emniyet, Jandarma, DGM Savcılığı başta olmak üzere birçok yere başvurduklarını, ancak hiç bir haber alamadıklarını kaydetti. Açtıkları davanın iç hukuk yolları tükendikten sonra AİHM'e taşındığını ancak ondan da bir sonucun çıkmadığını ifade eden Örhan, yapılan kazılarda çıkan kemiklerin oğluna ait olabilme ihtimali üzerine yeniden umutlandığını dile getiriyor. 

Kemik de olsa umut veriyor

Kulp'un Uzunova (Cumar) Köyü Salkımlı (Firqî) Mezrası'nda oturan ve aynı tarihlerde köye gelen askerler tarafından gözaltına alınan Vasıf Öztürk'ün kaybedilme hikayesini anlatan İrfan Öztürk ise, 55-60 yaşlarındaki ağabeyinin ne gerekçeyle öldürülmüş olabileceğine anlam vermeye çalışıyor. Öztürk, "Ağabeyim ailevi bir meseleden dolayı 13 yıl cezaevinde kalmıştı. Çıktığında zaten yaşlıydı. Tarlada ve inşaatlarda çalışamadığı için ilçeye tütün getirip satıyor, böyle bakıyordu 6 çocuğuna. 1994 yılının Haziran ayıydı, bölgede operasyonlar devam ediyordu. Birçok köy yakılıp, insanlar göç ettirildi. Abim ve 2 arkadaşı komşu köyden bizim mezranın bağlı olduğu Salkımlı Köyü'ne gelmişler. Köyün çeşmesinden su içtikleri esnada askerler etrafını sarmış. Bolu Tugayı'ndan geldikleri söylenen askerler onlarla konuştuktan sonra 3'ünü de alıp köyün çıkışına oradan da helikoptere bindirip götürmüşler" diyerek, ağabeyiyle götürülen 2 kişinin daha sonra döndüğünü ancak; ağabeyinden bir daha haber alamadıklarını anlatıyor. Ağabeyinin 25 gün boyunca Lice'de gözaltında kaldığına dair duyumlar aldıklarını ancak bir türlü netleştiremediklerini söyleyen Öztürk, kemik de olsa abisine dair bir bilginin kendilerini umutlandırdığını ifade ediyor. 

'Öldürdüyseniz bile kemiklerini istiyorum'

1996 yılında Kulp'un Demirli (Temiranê Kebir) Köyü'ne misafirliğe giden oğlu Mehmet Şirin Bayram'ın (18), korucular tarafından götürüldüğünü ifade eden M. Mustafa Bayram ise, sonuçsuz kalan başvurularını aktarıyor. 1994'te köylerinin yakıldığını, yaşadıkları zorunlu göçü ve bir oğlu PKK saflarına katıldığı için yaşatılan baskı ve tehditleri dile getiren Bayram, "Oğlum köyde Ramazan Tekin diye bir köylümüzün evine misafirliğe gitmişti. O gece korucular evi basıyor ve oğlum ile ev sahibi Ramazan'ı alıyorlar. Evdekiler hemen beni aradı. Ben sabah burada DGM Savcılığı'na giderek durumu sordum ancak öyle bir kişinin alınmadığını söylediler bana. Sonra köye gittik, öğrendik ki Kulp'a götürmüşler. Sorduk soruşturduk ama duyduk ki 5 gün gözaltında tutulmuş sonrasında nereye götürüldüğüne dair hiç bir bilgi yok" ifadesinde bulunuyor. Baba Bayram, oğlunun nişanlı olduğunu ve hala nişanlısı tarafından beklendiğini sözlerine ekleyerek, "Eğer öldürdüyseniz bile kemiklerini istiyorum" diyerek yetkililere seslendi.

JİTEM sorgu merkezindeki kazılar devam ederken ailelerin de İHD'ye başvuruları sürüyor. 


Etiketler: JİTEM Kemik
Bu haber toplam 222 defa okundu

Taraf'tan Erdoğan'a: Zorda olan sensin aslanım
Başbakan Erdoğan'ın WSJ'nin Uludere haberi ile ilgili yorumuna Taraf'tan sert bir çıkış geldi.
YAZARLAR