Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Sekreteri Mehmet Sıddık Akın, SES Genel Kadın Sekreteri Bedriye Yorgun, Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konsey Başkanı Eriş Bilaloğlu, SES Genel Hukuk ve TİS Sekreteri ve Aynı Zamanda Cezaevi ve Sağlık Komisyonu üyesi Aslıhan Han Özden, PKK Lideri Abdullah Öcalan ile avukatlarının 5 ay 20 gündür görüştürülmemesi ve sağlık durumunu değerlendirdi. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan günümüze kadar cezaevlerinde kalan tutsakların sağlık hizmetine ulaşmada bir çok sıkıntı ile karşılaştığını ifade eden SES Genel Sekreteri Mehmet Sıddık Akın, günümüzde de sıkıntıların devam ettiğini dile getirdi. Anayasa ile her yurttaşın sağlık hakkının güvenceye alındığını söyleyen Akın, ne anayasanın ne de kanunların cezaevinde doğru uygulanmadığını belirtti.
'Bir model olarak uygulanıyor'
Sağlık boyutuyla cezaevlerine bakıldığında tutsakların hastalıklarının ağırlaşmasının temel nedeninin uygulanan tecrit olduğunu kaydeden Akın, F Tipi cezaevlerinde ağır tecrit koşullarının olduğuna işaret etti. Tecridin psikolojik ve bedensel ağır sağlık sorunlarına neden olduğunu söyleyen Akın, "Tecrit dünyada insanlığa karşı bir suç olarak tanımlanıyor. Tecrit ve izolasyon cezaevlerinde bir model olarak uygulanıyor ve tutsakların üzerinde bir tehdit unsuru olarak kullanılıyor. Psikolojik açıdan tutsakları çaresiz bırakıp teslim almaktır. Tutsakların düşüncelerini yok etme ve yaymalarını engellemenin adıdır" şeklinde konuştu. Akın, tecridin çoğu zaman toplum içinde kargaşa yaşanmasına yol açtığını söyledi.
'Tecrit iç barışı tehlikeye sokuyor'
PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde uygulanan tecride de değinen Akın, İmralı tecridinin bir halkı etkilediğini kaydetti. İmralı tecridinin Kürt halkı arasında ciddi rahatsızlık ve toplumsal direniş ortaya çıkardığını söyleyen Akın, şöyle konuştu: "Ülkenin iç barışını ciddi anlamda tehlikeye sokuyor. Kürt halkı üzerinde büyük bir etki yaratıyor. Tecritten amaçlanan psikolojik açıdan rahatsız etmek, bedensel tahribat yaratmak ve halkla ilişkilerini kesmektir. Biliyoruz ki İmralı'da uygulanan tecrit Türkiye'deki en ağır tecrittir. Avukatlar ve basın aracılığıyla da öğrendiğimiz kadarıyla Öcalan’ın ciddi sağlık sorunları vardır.”
‘Tecridin son bulması için tepkiler gösterilmeli’
Akın, Öcalan’a uygulanan tecridin bir bütün olarak son bulması için sivil toplum örgütleri ve yurttaşlara seslenerek, “Hükümetin adım atması ve tecridin son bulması için tepkilerini göstermelidirler" dedi. Sendikalarının Cezaevi ve Sağlık adı altında bir komisyon kurduğunu hatırlatan Akın, komisyonun çalışmalara başladığını ve önümüzdeki günde hazırlanacak raporu kamuoyuna açıklayacaklarını belirtti. İnsanları özgürlüklerinden alıkoymanın başlı başına bir sağlık sorunu olduğuna işaret eden Akın, tecritle sağlık sorunlarının ağırlaştırıldığını belirtti. Son olarak hükümete de seslenen Akın, "Cezaevinde uygulanan tecrit, kullandırılmayan sağlık hakları ve ağır hastaların durumunu incelemek için bağımsız heyetlerin önü açılmalıdır" dedi.
‘Öcalan üzerindeki tecrit uygulanan en ağır tecrit’
TTB Merkez Karar Yürütme Kurul Başkanı Eriş Bilaloğlu ise, Türkiye cezaevlerinde uygulanan tecrit ve sağlık sorunları konusunda 13 Ekim 2010 tarihinde Adalet Bakanı ile bir görüşme gerçekleştirdiklerini ve Bakana F Tipi Cezaevlerinin sağlık açısından uygun olmadığını ilettiklerini belirtti. Bilaloğlu, "Görüşmelerimiz ve takibimiz devam ediyor ancak süreç çok ağır işletiliyor. Bilinçli bir süreç yürütülüyor. Cezaevindeki sağlık sorunları çözülmek istenmiyor" dedi. Her gün yeni operasyonlar ile insanların cezaevlerine atıldığını söyleyen Bilaloğlu, çoğalan tutsak sayısının sağlık sorunlarını artırdığına dikkat çekti. Bilaloğlu, PKK Lideri Abdullah Öcalan'a uygulanan tecride ilişkin de, Öcalan üzerindeki tecridin uygulanan en ağır tecrit olduğuna işaret ederken, "Van'dan tutsakları daracık ring aracına kilitleyip İstanbul'a götürüyorlar. Tutsaklar yolda feci şekilde yanarak can veriyor. Bu bir zihniyet sorunudur. Sorunlar giderek ağırlaşıyor. Biz takipçisiyiz. Ancak çözüm arzusu ve girişimi söz konusu değil. Sorunun siyasi olduğunu düşünüyoruz. Çözüm de siyasi olacaktır" diye konuştu.
'Tecrit insanlık suçudur'
SES Genel Kadın Sekreteri Bedriye Yorgun da, AKP hükümetinin “ileri demokrasi” adı altında hak ihlallerinde zirve yaptığına işaret ederken, cezaevlerinde direnişler sonucu elde edilen bir çok hakkın da uygulanmadığını belirtti. İHD ve TİHV'in raporları ve yayınlarının cezaevlerinde, görüşme yasakları, beslenme sorunları ve sağlık sorunlarının ağır birer sorun olarak devam ettiğini gösterdiğine işaret eden Yorgun, sağlık hakkının kullandırılmadığını, halen tutulmuş bir cezaevi sağlık envanterinin bulunmadığını vurguladı. Yorgun, PKK Lideri Abdullah Öcalan'a uygulanan tecride ilişkin de şunları ifade etti: "Dünyanın hiç bir yerinde görülmeyen bir tecrit Sayın Öcalan'a uygulanıyor. Öcalan ve diğer İmralı tutukluları aileleri, avukatları ile görüştürülmediği gibi sağlık haklarını da kullanamıyor. Devletin korumasında olan bu insanların sağlıkları hakkında kamuoyuna herhangi bir açıklama yapılmıyor. Tecrit başlı başına bir insanlık suçu. Tecrit suçu işlenirken bundan kaynaklı da ruhsal, psikolojik ve fiziksel anlamda sağlığı tehdit eden yeni bir durum ortaya çıkıyor. Bu söylediklerim bilimsel bir tespittir."
'Kürt halkı Öcalan'ı önder olarak seçmiştir'
Tecridin devam ediyor olmasının Türkiye açısından bir tehdit olduğunu söyleyen Yorgun, "Çünkü Kürt sorunu çözülmediği için 30 yılı aşkındır devam eden bir savaş var. Bu sorunun çözümü açısından önemli bir konumda olan Sayın Öcalan'ın üzerinde tecridin kaldırılması önemlidir. Kürt halkı düzenlediği kampanyalarda Öcalan'ı kendisine önder olarak seçmiştir. Toplumsal açıdan da bu tecrit ciddi sorunlar ortaya çıkarmakta. Bunu yapmak var iken, tecridi meşrulaştıracak yeni yasal düzenlemeler yapılmaktadır. Bu yasal düzenlemelerin hiç bir meşruiyeti yoktur. Sendika olarak tecrit ve hak ihlalleri konusunda tutumumuz nettir, bu tutumumuz devam edecektir" dedi.
'Öcalan tecridi Kürt halkına saldırıdır'
SES Genel Hukuk ve TİS Sekreteri ve Aynı Zamanda Cezaevi ve Sağlık Komisyonu üyesi Aslıhan Han Özden ise, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridin Kürt halkına saldırı olduğunu vurgulayarak, “Öcalan yıllardır zaten bir tecrit ortamında yaşamaktadır. Bu tecridi şimdi ayrı bir hukuk olarak ve kendi hukuklarını da çiğneyerek geniş zamana yaymak Kürt halkına saldırının bir parçası olarak düşünmek lazım. Bunu tecridin birinci boyutu olarak ele alırsak bir diğer boyutu ise, tecridin bir insanlık suçu olduğu ve hiç bir karşılığının bulunmadığıdır. Öcalan'a uygulanan tecrit, onun iradesine kırmaya yönelik olduğu kadar, bir bütünen toplumu, emekçileri cezalandırmanın yöntemidir. Cezaevi ve sağlık komisyonumuz Kürtlere uygulanan tecrit ve imha politikasını ve bunun üzerinden yürütülen Öcalan tecridini gündemine aldı. Bir emek örgütü olarak bu mücadelenin bir ucundan hep tuttuk, bundan sonrada tutmaya devam edeceğiz."